
Ficus carica subsp. carica L.
İncir
Eser tekniği
Kâğıt üzeri suluboya
Boyutları (boy x en cm):
22 x 30 cm
Kısımlar ve ölçek bilgileri
[A] Meyveli dal genel görünüş (x1) [B1] Meyve (x1) [B2] Meyve boyuna kesiti (x1)
Ressam
Zeynep Sırma Ekşiİncir (Ficus carica L. subsp. carica), Anadolu'nun zengin bitkisel mirasında köklü bir geçmişe sahip olup, hem besin kaynağı hem de kültürel bir simge olarak yüzyıllardır değer görmektedir. Türkiye, dünya incir üretiminin en önemli merkezlerinden biri olup incir, özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğun olarak yetiştirilir. İncir ‘carica’ olan bilimsel Latince adını Anadolu’nun güneybatısında, 11-6. yy arasında Bodrum’un (Halikarnassus) merkezini oluşturduğu Karya Bölgesi’nden alır. Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu Neolitik yerleşimlerinden elde edilen incir kalıntıları bu ağaçların çok erken dönemde kültüre alındığını göstermektedir. Yabani formu da yaygın olarak bulunmaktadır.
Anadolu’da Hititler’den Antik Yunan, Roma uygarlıklarına ve Osmanlı'ya kadar her dönemde hem beslenme hem de şifa amacıyla kullanılmıştır. İlyada destanında Homeros, incirin Troya yakınlarında yetiştirildiğini anlatır. Hitit arşivlerindeki çivi yazılı tabletlerden birinde “nasıl içinde 1000 tohum varsa” ifadesi geçerek bereketle bağdaştırılır. Yunan mitolojisinde de bereket tanrısıyla ilişkilendirildiği gibi Kuran’da da kutsal kabul edilerek ‘cennet meyvesi’ denilir. Osmanlı döneminde incir, saray mutfağında reçel, şerbet ve tatlı yapımında sıkça yer almış, halk arasında ise incir peltesi, incir uyuması gibi geleneksel tatlılar geliştirilmiştir. Kurutulmuş incir ise kış mevsiminde vitamin kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Koruyucu tıpta kullanıldığı gibi kadınlar tarafından yakı olarak halk tıbbında sıkça uygulanmıştır.
Türkiye, günümüzde dünya kuru incir üretiminin yaklaşık %60'ını karşılamaktadır. Başta Aydın olmak üzere İzmir, Bursa ve Hatay çevresinde yetiştirilen Sarı Lop, Bursa Siyahı, Beyaz Orak ve Gökçe gibi yerel çeşitler hem iç pazarda hem de dış pazarda önemli yer tutar. Bu çeşitlerden Aydın inciri, coğrafi işaretle koruma altına alınırken hem tarımsal hem de kültürel mirasın bir temsili haline gelmiştir. Ayrıca Türkiye, kuru incir ihracatında lider konumda olup Aydın başta olmak üzere İzmir ve Mersin gibi iller dünyaya incir ihraç etmektedir. Kurutulmuş incir hem iç pazarda hem de dış pazarda değerli bir ticarî ürün olma özelliğini korumaktadır.
İncirin halk arasındaki kullanımı, Anadolu'nun hemen her köyünde kendine özgü geleneklerle şekillenmiştir. Yaz mevsiminde toplanan incirlerin güneşte kurutulup kış aylarında kullanılması yaygındır. Aydın inciri, Bursa inciri gibi yaygın adların yanı sıra şeker inciri, sarı incir, kara incir gibi çeşit isimleri de Anadolu'nun çeşitliliğini yansıtır. Ege bölgesinde lop, yemiş, bardacık, Karadeniz'de dilme, Güneydoğu'da ise bardak inciri gibi yöresel adlarla anılması, bitkinin halk bilgisiyle ne denli örtüştüğünü gösterir. Muğla bölgesinde 2007-2009 yıllarında gerçekleştirilen Muğla Meyve Mirası Pilot Projesi’nde çoğu Datça’da kaydedilmiş, yerel adlar verilmiş 66 incir çeşidi kaydedilmiştir. Bunlar arasında ‘balcık’, ‘ballıkara’, ‘kaya inciri’, ‘demir’, ‘dibiörülü’, ‘köpekkaldıran’, ‘kralkızı’, ‘gökmeriç’, ‘sarızeybek’ ve niceleri sayılabilir.
İncir yetiştiriciliğinde önemli bir uygulama olan erkek incir ağaçlarının (baba incir, kapri inciri) dişi ağaçları döllemesi işlemine kaprifikasyon ya da ‘ilekleme’ denir. Erkek incirlerde yaşayan ilek arıcığını (Blastophaga psenes) taşıyan incirlerin, dölleme zamanında dişi incir ağaçlarına asılmasıyla yapılan işlemdir. Datça’da bu asılan erkek incirlere ‘bova’ adı verilir. Bu uygulama, ürün verimi ve meyve kalitesi açısından kritik öneme sahiptir. Aydın, İzmir ve Muğla gibi illerde yaygın olarak uygulanmakta olup incirin uluslararası pazarda tercih edilmesini sağlayan önemli bir gelenektir. İleklemede bu arılar kullanıldığı için incir üretiminde ilaçlama yapılmaz.
Geleneksel kullanımlar açısından da incir önemlidir. Kurutulmuş meyveler kış boyunca enerji veren bir besin kaynağı olarak tüketilirken peltesi, hoşafı ve pestili gibi ürünlerle de mutfakta yer bulur. Yapraklar geçmişte hayvan yemi olarak ve geleneksel tedavide; sütü çökelek yapımında maya olarak; ağacının gövdesi, geçmişte ev yapımında ve el sanatlarında kullanılmıştır.